Kılıçdaroğlu'na 'istifa' resti gündem olan Mansur Yavaş'tan yeni açıklama
CHP'nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun butlan kararı çıkması durumunda kayyım gelmemesi için partinin başına geçeceğini söylemesi üzerine 'istifa' restinde bulunduğu iddia edilen Mansur Yavaş'tan yeni bir açıklama geldi. Yavaş, "Bu süreçte önceki genel başkanımız, mevcut genel başkanımız ve tüm partililerin tek yumruk halinde bir ve bütün durması en büyük arzumdur, olması gerekendir. Aksi halde ben dâhil hiçbirimizin siyaset yapmasının bir anlamı kalmaz" dedi.
“Cumhurbaşkanı’nı tehdit” iddiasıyla tutuklanan gazeteci Fatih Altaylı, cezaevinden gönderdiği mektuplarında bugün, Kemal Kılıçdaroğlu’na kurultay davasını görüşmek için giden CHP heyetinde yer alan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la ilgili dikkat çeken iddiaları gündeme getirdi.
‘BENİ ADAY GÖSTERİRSENİZ PARTİDEN İSTİFA EDERİM’
Altaylı, şunları kaydetti:
“Görüşme sırasında Kılıçdaroğlu kayyumluk görevini kabul edip partinin başına geçmeye hazır olduğunu söyleyince Mansur Yavaş’tan hiç beklemediği bir tepki gelmiş. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş, Kemal Kılıçdaroğlu’na dönmüş ve ‘Kemal Bey genel başkanlık koltuğuna oturunca Ekrem İmamoğlu’nu cumhurbaşkanlığı adaylığından geri çekip beni aday göstereceğiniz, hatta bu konuda iktidar ile anlaştığınız söyleniyor. Ben o kadarını bilmem ama siz şunu bilin, böyle bir şey yaparsanız yani beni CHP’nin adayı olarak açıklarsanız, ben de çıkar bunu kabul etmediğimi söyler ve partiden istifa ederim. Böyle bir ayıbın parçası olacağıma siyaseti bırakırım’ demiş. Bu duyumumu öğleden sonra ziyaretime gelen Özgür Özel’e, yani CHP genel başkanına sordum. Bu arada bunları teyit etmem gerektiğini söyledi. Cezaevinde bunu nasıl yapabilirim demek aklıma gelmedi.”
MANSUR YAVAŞ’TAN AÇIKLAMA GELDİ
Mansur Yavaş’ın resti siyaset kulislerinde gündem olurken, Yavaş’tan yeni bir açıklama geldi.
Yavaş yaptığı yazılı açıklamada, “Bugün öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bir ve beraber olmaktan başka ne şansımız var ne de çaremiz. 30 Haziran’daki dava süreciyle ilişkilendirilerek, partililerimizin ya da partili görünen bazı isimlerin mevcut Genel Başkanımız ve önceki Genel Başkanımız etrafında yürüttükleri tartışmaların; ne ülkemizin demokratikleşme ve adalet mücadelesine, ne de yurttaşlarımızın derinleşen yoksulluk sorununa katkı sunması mümkündür” dedi.
Yavaş’ın açıklaması şöyle:
“Bugün öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bir ve beraber olmaktan başka ne şansımız var ne de çaremiz.
Hep söyledim: Bu sadece bizim partimizin meselesi değil, tüm muhalefet partilerinin sorumluluğudur.
Çünkü eğer birlikte hareket etmezsek, sadece bugünü değil, geleceğimizi de kaybederiz.
Hatta torunlarımız dahi bizi affetmez.
İktidar uzun bir süredir, partimize ve belediyelerimize yönelik itibarsızlaştırma kampanyası yürütüyor.
Bu kampanyayı yürütürken hem tarafsız olması gereken yargıyı, hem tarafsız kalması gereken bürokrasiyi kullanarak partimizi cendereye almaya çalışıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız dahil 11 belediye başkanımız cezaevinde. Haklarında hazırlanmış bir iddianame bile yok.
Şimdi hal böyleyken partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik açılmış bir dava var. Bir hukukçu olarak ifade etmem gerekirse bu davaya hukuk içinde bakılırsa buradan iktidarın arzu ettiği sonucu alması mümkün değil. Çünkü tek yetkili anayasal kurum YSK’dır.
Ancak, siyasallaşmış bir yargı düzeninde bir beklenti yaratılmak isteniyor. Benim en çok üzüldüğüm bu beklentinin partimizde bir türbülans ve tartışma yaratmış olması.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak benim iki büyük hedefim var.
1- Ankaralıların teveccühüyle geldiğim bu makamda olduğum sürece Ankaralılara hizmet etmek ve onların güvenini boşa çıkarmamak.
2- Cumhur İttifakı’nın ülkemize dayattığı başkanlık rejimini sona erdirip, ülkemizin yeniden demokratik parlamenter sisteme geçişini sağlamak için bir nefer gibi çalışmak.
30 Haziran’daki dava süreciyle ilişkilendirilerek, partililerimizin ya da partili görünen bazı isimlerin mevcut Genel Başkanımız ve önceki Genel Başkanımız etrafında yürüttükleri tartışmaların; ne ülkemizin demokratikleşme ve adalet mücadelesine, ne de yurttaşlarımızın derinleşen yoksulluk sorununa katkı sunması mümkündür.
Üstelik bu tartışmaların, parti kültürümüzle bağdaşmayan bir üslupla ve önceki Genel Başkanımıza yönelik hakarete varan ifadelerle yürütülmesi, asla kabul edilemez.
Ülkemizin sorunlarını ancak ve ancak Cumhuriyet Halk Partisi çözebilir ve bu memleketin CHP’ye ihtiyacı var. Bunun için de iç sorunlarla boğuştuğu izlenimi vermekten kaçınmamız bir gerekliliktir. Bir hafta boyunca süregelen ve Cumhuriyet Halk Partililerin hiç hoşnut olmadığı bu tartışmaların bir şekliyle sonlanması şarttır.
Bu süreçte önceki genel başkanımız, mevcut genel başkanımız ve tüm partililerin tek yumruk halinde bir ve bütün durması en büyük arzumdur, olması gerekendir. Aksi halde ben dâhil hiçbirimizin siyaset yapmasının bir anlamı kalmaz. Benim anlatmak istediğim sadece bundan ibarettir.”